|
|
|
|
| SİDE - MANAVGAT -BATI AKDENİZ |
Cevapla
|
|
SİDE-MANAVGAT
Bir tarafta Toroslardan yüklendiği kar sularını çağlayanlar oluşturarak Akdeniz’e taşıyan ve her mevsim suyu bol olan Manavgat çayı; bir yanda binlerce yıllık geçmişi olan zengin bir uygarlığın yarattığı Side antik kenti ve öte yanda bugünkü uygarlığın yarattığı Akdeniz’in en güzel turistik tesisleri.
İşte Manavgat ve Side’yi harmanlayan ve zengin bir turizm merkezi olarak öne çıkaran sentez.
İyi bir tatil için aranan her şey var, Manavgat ve Side’de. Manavgat’ı ve Side’yi birbirinden ayırmak kolay değil. Sınırı nereye koyacaksınız? Side eskiden Side ören yeri çevresinde Manavgat’a bağlı küçük bir köydü. Son yıllarda turizmin gelişmesine paralel olarak Side de büyüdü ve idari olarak Manavgat’tan ayrıldı. Ama yapılaşma öyle bir hızla gelişti ki, artık Manavgat ve Side tek bir kentin iki ayrı bölümü gibi sanki.
Manavgat’ın sınırları, Selge-Taşağıl ayrımından bir süre sonra Çolaklı ile başlıyor. Çolaklı da turizmden payını aldı. Çolaklı sahillerinde nitelikli oteller hizmet veriyor bugün. Otellerle tati köyleri, bir şerit halinde Çolaklı, Ilıca, Kumköy, Selimiye, Side, Sorgun, Titreyengöl ve Kızılağaç boyunca birbirini izliyor.
Hangi tesiste kalırsanız kalın, çok renkli, çok hoş, dolu dolu yaşanmış bir tatilin anılarıyla ayrılacaksınız Akdeniz’in bu önemli turizm merkezinden.
Çevrede neler mi göreceksiniz? İşte başlıcaları...
Side
Denize uzanmış bir burun üzerinde kurulmuş Side tarihle iç içe bir kent görünümündedir.
Yazın yoğun günlerinde Side ören yerine ve çarşıya araç sokulmasına izin verilmiyor. Aracınızı girişe park etmelisiniz.
Side’yi, İzmir’in kuzeyinde bulunan ve Aiol kentlerinden birini oluşturan Kymeliler kurmuşlar Buluntulardan kentin tarihinin M.Ö. 7. yüzyıla kadar uzandığı tahmin ediliyor. Side’nin "nar" anlamına geldiği belirtiliyor. Nar, Roma dönemine değin kentte basılan paraların üzerinde kullanılmış.
Side’nin refah çağı, Roma İmparatorluğu ile iyi ilişkiler kurduğu M.Ö. 1. ve 2. yüzyıllara rastlıyor. Bu dönem M.S. 3. yüzyıl ortalarına kadar devam ediyor. Bugün kentte görülen yapıların en görkemlileri Roma çağının bu evresinde yapılmış.
4. yüzyılla birlikte yoksullaşan, sınırları daralan Side, 5. yüzyıldan sonra piskoposluk merkezi durumuna gelmiş ve yeniden canlanmış.
Side’de son yerleşim 1895 yılında Girit’ten gelen Türk göçmenlerin yarımadanın ucuna (liman ve çevresiyle bugünkü çarşı) yerleştirilmesiyle gerçekleşmiş. Bu yerleşim bugünkü yeni yerleşimin ilk nüvesi gibidir. Artık eski ve yeni yerleşim iç içe girmiştir Side’de. Yukarıdan çekilen fotoğraflarda bu içiçelik çarpıcı bir biçimde görülüyor.
Antik Kent Gezisi
Ören yerine, iyi durumdaki kent duvarlarının arasından ve şehrin ana kapısından geçilerek giriliyor. Eskiden görkemli olduğu bildirilen kapı, bugün neredeyse farkedilmeyecek kadar harap durumda. Ana kapıdan sonra sütunlu cadde başlıyor. Agoraya ve tiyatronun önüne kadar giden bu cadde, eskiden ana kapıdan sonra ikiye ayrılan ve kenarlarında Korinth düzenindeki sütunlar bulunan çok güzel iki caddeden biriydi. Şimdi de etkileyicidir. Caddenin diğeri bugün otlarla kaplıdır. Bu caddenin solunda Bizans bazilikası kalıntıları görülüyor.
Agora’ya gelmeden yolun sağındaki Eski Hamam kalıntıları restore edilerek bugün Müze haline getirildi. Müzede Roma çağına ait heykeller ile lahitler sergileniyor.
Tiyatroya yaklaşıldığında solda agora kalıntıları görülüyor. Bugün sadece temelleri kalmış bu kalıntılar, dükkanlarla çevrili, sütunlarla sınırlandırılmış çok güzel bir yapıya aitti. Ayrıca burası korsanların esirleri açık arttırmayla sattıkları yerdi.
Agora’nın deniz tarafında, Side’nin devlet agorası bulunuyor. Avlusu pazar yeri olarak kullanılan yapının ayakta kalan kesimi salonun sütun ve heykellerle süslendiğini gösteriyor.
Tiyatroya dönüyoruz. Antik kentin en etkileyici yapısı olan Tiyatronun girişinde, anıtsal kapı ve çeşme kalıntıları göze çarpıyor. Çeşme restore edilmiş. Tiyatronun günümüzdeki kalıntıları, M.S. 2. yüzyıla tarihleniyor. 15.000 kişilik tiyatronun sahne kısmı harap durumda. Tiyatro geç Roma döneminde gladyatör gösterileri için kullanılmış. Yazıtlarda, tiyatronun M.S. 5 ve 6. yüzyıllarda da açık hava kilisesine dönüştürüldüğü yazılıyor. Tiyatronun yanında yolun kenarında erken Roma dönemine ait Dionysus Tapınağı bulunuyor. Tapınağın önünde bulunan sütunlar ise Mısır’dan gelen dışsatım mallarıdır.
Kapı girişinde başlayan ve tiyatroya kadar gelen sütunlu cadde, aslında limana kadar uzanıyormuş. Caddenin sonraki kısma Side çarşısının altında kalmış. Caddeyi takip edip limana ulaşıldığında yan yana iki tapınak göze çarpıyor. Bunlardan biri Apollon’a, diğeri de Artemis’e adanmış. Apollon tapınağının 6 sütunu restore edilerek ayağa kaldırılmış. (Bu sütunlar Side’yle ilgili hemen her fotoğrafta gözünüze çarpacak.) Tapınaklarının önünde de bir Bizans bazilikası bulunuyor.
Side Müzesi:
Ören yerine girişte sağda eski hamam kalıntılarının restorasyonuyla müzeye dönüştürülen Side Müzesi’nde, 1940’lardan beri sürmekte olan kent kazılarından çıkarılan heykeller, mimari parçalar, sunaklar, yazıtlar, kabartmalar ve sütunlarla, kandil, buhurdan, gözyaşı şişesi gibi küçük buluntular sergileniyor. Müzede sergilenen eserlerin en çok dikkat çekenleri Nike, Herakles, Hermes heykelleri, Üç güzeller heykeli, Zeus’un doğuşunun ve İksion’un cezalandırılışının anlatıldığı kabartmalarla Eros’lu lahittir.
Sorgun
Side’den çıkıp doğuya yöneliyoruz. Turizm danışma bürosunun önünden geçen yol ileride geniş ormanlık bir alana ulaşıyor. Burası Sorgun’dur. 70 dönümlük bu orman arazisinin denize bakan cephesinde aralarında tatil köyü, 5, 4, 3 yıldızlı otellerle bir de kampingin bulunduğu tesisler sıralanıyor. (Sorgun ve Side’nin diğer otelleri için rehber bölüme bakınız)
Sorgun ormanı içinde yürüyüş güzergahları bulunuyor. Atla da dolaşılabiliyor. Sorgun çevresinde binicilik dersleri veren, gezinti için at kiralayan çok sayıda at çiftliği var. Atlar birer küheylan olmasa da sütçü beygiri de değildir. Sorgun ile Side arasındaki uzun ve geniş kumsal halka açık. Eskiden kumsal üzerinde tahta kulübeler vardı. Yaz mevsimi için kiraya verilirdi. Side Sorgun yolu üzerinde piknik alanları ve bahçeli restoranlar bulabilirsiniz.
Titreyengöl
Sorgun’dan doğuya devam edildiğinde bir süre sonra Side’nin en popüler tatil merkezine ulaşılıyor. Gölle deniz çevresine dağılmış, çam ağaçları içine yerleştirilmiş çok sayıda tesisin kurulduğu mevkiiye Titreyengöl deniyor.
Titreyengöl aslında bir göl değil. Manavgat çayının bir kolunun denize dökülmeden önce epey genişlemesi, akıntısının yavaşlaması ile göle benzemiş. Rüzgarda suyun ürperişiyle de bu adı almış. Çevresi sık olmayan çam ağaçlarıyla çevrilidir.
Binicilik öğreten ve orman içinde at turları düzenleyen at çiftlikleri Titreyengöl’de de karşınıza çıkacak.
Gölün çevresi düzenlenmiş ve yürüyüş yolları yapılmış. Kaya Otel’e giden yoldanayrılıp, Manavgat çayına doğru orman içine doğru yürüyüş yapabilirsiniz. Orman içinden geçen toprak yol araçla geçişe de uygun. Yaklaşık 4 km uzunluğundaki yol önce Manavgat çayına, ardından da çayın denize döküldüğü noktaya çıkarıyor.
Side-Sorgun arasındaki sahil kesimini dolduran plaj barakaları bu bölgede de karşınıza çıkıyor. Barakaların çay kenarında bulunanlarının bir bölümü restorana dönüştürülmüş.
Çaya olta atabilirsiniz.
Manavgat
Turistik tesislerin Side, Sorgun ve Titreyengöl çevresinde yoğunlaşmasıyla Manavgat biraz gölgede kalmış gibi sanki. Manavgat içinde de otel var ama bunlar küçük daha çok pansiyon niteliğinde.
Herşeye rağmen Manavgat çarşısı, lokantaları, bankaları ile bir merkez olarak hızla gelişiyor.
Manavgat Çayı üzerinde tekne gezintisi
Manavgat çayı. Manavgat’ı ikiye bölüyor. Çay üzerindeki gezinti tekneleri, Manavgat’tan başlayarak şelaleye ve boğaza günübirlik turlar yapıyorlar. Tekne turu yaklaşık 3-4 saat sürüyor. 30 ila 150 kişilik bu teknelerde yemek servisi de yapılıyor. Eğlencenin ise sınırı yok. Kimi zaman canlı müzik, kimi zaman dansöz eğlenceye katılıyor. Çayın denize bağlandığı noktada mola veriliyor. İsteyenler denize, isteyenler çaya girebiliyor. Çayın suyu buz gibi. Serinlemek için ideal. Kumsala mangal atıp tekneye servis yapanlar da var. Side Müzesi’nin en değerli eserlerinden biri, Hermes Heykeli. (üstte)
Apollon Tapınağı Side limanı boyunca lokanta ve kafeler sıralanır. Tarihteki ve şimdiki Side tek bir fotoğraf karesinde. Kentin en önemli yapısı 30.000 kişilik tiyatro. Önde Agora, geride şimdiki kent merkezi. Side Çarşısı çok renklidir. Side tiyatrosu Side Limanı ve burunda Apollon Tapınağı sütunları Medusa başı Apollon Tapınağı Titreyengöl-Sorgun sahillerinde atla dolaşmanın keyfi başkadır. Side Tiyatrosundan Sorgun böyle görünüyor. Sorgun’da çam ormanı denizle buluşur. Tesisler, doğayla uyumlu bir şekilde yerleştirilmiştir. Side-Sorgun arasındaki kumsalda ise, eskiden beri tahta kulubeler vardır ve Sİdeliler bu kulubeleri yaz boyunca kullanırlar. Manavgat Şehir merkezini ikiye bölen Manavgat çayı üzerinde gezi tekneleri dolaşır. Şelaleden denize kadar uzanan alanda yapılan turlar oldukça eğlencelidir.
**** GUELDE ***** *****************
| | |
|
|
|
|